Çöken Cami İskelesi ve Sonrasında Hazırlanan Rapor

Şahin Akademi olarak yüksekte çalışma konularında eğitimlerimizde ana konulardan birisi olan iskele üzerinde çalışma ve iskele güvenliği hassasiyet ile üzerinde durduğumuz konulardan birisidir. Maalesef ki ülkemizde 14 Kasım tarihine Gaziantep’te Akkent Cami inşaatında yaşanan ağaç iskelenin çökmesi sonucunda İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan’ın hayatını kaybettiği olayın ardından yayınlanan raporlar durumun vehametini çok güzel bir şekilde özetlemektedir. Öncelikle Makine Mühendisleri Odası Gaziantep Şubesi yetkililerince hazırlanan rapor şu şekildedir;

Yukarıdaki bilgilere ek olarak; betonarme yüzeylerde ‘segragasyon’ tespit edilmiştir. Yani, betonarmeye bakıldığında demir donatının görülmemesi gerekirken binanın neredeyse tamamında donatılar, kolon, kemer, kuşak gibi her türlü taşıyıcı elemanda gözükmektedir.

Yapıda sökülmemiş olan kalıp sistemleri incelendiğinde, kalıpta kullanılması gereken malzemelerin kullanılmadığı, kalıp sistemlerinin denetlenmediği ve onay alınmadan ilkel bir şekilde yapıldığı tespit edilmiştir.

Cami inşaatına 2016 yılında ara verilmiş ve inşaatta kubbe imalatı henüz tamamlanmamış olduğundan yapı içerisindeki, iskele, kalıp, donatı gibi yapı malzemeler ortam koşullarına açık şekilde bırakılmıştır. İnşaata yeniden başlamak için gereken planlama ve fizibilite çalışmaları sırasında bu malzemelerin durumları hiçbir şekilde kontrol edilmemiş ve yapıya giriş çıkışlar da kısıtlanmamıştır.

Çöken iskele, 50-60 metre yükseklikte ahşap iskeledir. Yaklaşık olarak 3.000 metre kare alana oturmaktadır. Ahşap olarak kullanılan malzeme kavaktan mamul olup, her kesitte malzemenin kullanıldığı, iskele dikmelerinin 5-10 cm’lik 5X10 parçalarla çivilenerek tutturulmaya çalışıldığı, iskelenin ankrajlarının seyrek olarak bağ telleri ile yapıldığı görülmüştür. İskelenin statik hesabı ve projesi de bulunmamaktadır. Bu koşullarda iptidai olarak kurulup yıllarca ortam koşullarına maruz bırakılan ahşap iskelenin çökmesi hiç de şaşırtıcı değildir.

50-60 metre yüksekliğindeki iskeleler ahşap iskele olamaz. Bunun yanında 13.50 metrenin altında kullanılabilecek olan ahşap iskele malzemesinin TS EN 12811-2 standardına uygun olması şarttır. Adı geçen iskele standardında ahşap malzeme gerekleri ENV 1995-1 -1 ( Eurocode 5 :Design of timber structures- Part1-1: General- Common rules and rules for buildings) standardını sağlamalıdır. İskelede kullanılan kavaklar kesinlikle bu nitelikte değildir.

İskelenin, betonarme yükünü de taşıyacak şekilde bir yük iskelesi olarak planlandığı bilgisi edinilmiştir. Çöken iskelenin iş iskelesi olarak dahi kullanılamayacağı görülmekte iken inşaatın sürdürülmesi durumunda inşaat yüklerinin de iskeleye taşıttırılmaya çalışılması çoklu ölümlerle sonuçlanacak daha büyük bir faciaya da yol açabilirdi.

34 saat süren arama-kurtarma çalışmaları, İstanbul Kartal’da çöken Yeşilyurt Apartmanının çalışmalarında da görüldüğü gibi kriz ve acil durum yönetiminde hazırlıksız olunduğunu, kurtarılabilecek insanların ekip, ekipman, bilgi ve koordinasyon yetersizliği ile yitirildiğini bir kez daha göstermiştir.

Yapıların projelendirilmesinden bitirilmesine kadar olan her aşamasının mühendislik bilimine uygun olarak sürdürülmesi, mühendislik hizmetlerinin de meslek odalarınca denetlenmesi gerektiği halde, gerekli olan bu denetim mekanizmaları ortadan kaldırılmaktadır.

Heyetimizce yapılan teknik inceleme ve olay görgü tanık ifadeleri ile hazırlanan bu raporu kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Yukarıda sıraladığımız tespitler cami inşaatının bir mühendislik ürünü olmadığını göstermektedir. Gerekli mühendislik hizmeti alınmayan yapılarda iş cinayetlerinin yaşanması kaçınılmazdır. Cami inşaatı da bütün yapılar gibi bilim ve teknik esaslara, uyulması zorunlu olan mevzuata göre yapılması gereken bir yapıdır. Bilimsel teknik esaslara ve ilgili yasalara uyulmadan yapılan işlemler Gaziantep örneğinde olduğu gibi can kayıplarına yol açmaktadır.

İş kazaları “kader” değildir. İş kazalarını, meslek hastalıklarını “işin doğal bir sonucu” olarak görülmesi, yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır. Sağlıklı ve güvenlikli bir ortamda çalışmak her çalışanın hakkıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması öncelikle devletin ve işverenin görevidir.

Kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olmanın sorumluluk ve bilinciyle, iş cinayetlerinin önlenebilir olduğunu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.”

Yukarıda yer verdiğimiz raporda koyu ile işaretlediğimiz bölgeler de iskelenin durumu hakkında oldukça açıklayıcı bilgiler verilmiş. İskelelerin paslanmaz malzemeden olması istenir, burada kullanılan iskele ise ağaç iskele ve cami inşaatının 2006 yılında bırakılması, kubbesinin tamamlanmamış olması nedeniyle, yıllarca o ağaç iskeleler yağmura, kara, suya, maruz kaldı. Yani en başından beri kullanılmaması gereken malzemeler kullanılmış. Odun olarak kullanılması gereken malzemeler iskele olmuş…

Yine 50-60 metre yükseklikte çalışma şartları için ahşap iskele olmaması gerekirken yine kullanılmış ve iskele kurulurken ki gerekli olan iskele statik hesabı gibi son derece önemli hesapların yapılmadığı da görülmüştür.

Yine iskelenin kurulumu yapılırken gerekli destek bağlantılarının seyrek olarak tutturulduğu, olması gereken kesitte malzeme kullanılmadığı gibi bir çok kusur bulunmakta.

Kullanılan iskele 6500 metrekare alana kurulu 50-60 metre yüksekliğinde bir ağaç iskeleydi ve 1500-2000 kamyon büyüklüğündeki birbirine çivili tahta yığınları arasında kalan inşaat mühendisine 1000 kişinin çalışması sonucunda ancak 33 saat sonra ulaşılmıştır.

Buradan çıkarılacak çok ders var lakin giden can malesef geri gelmiyor. Umarız ülkemizde bir daha böyle olaylar yaşanmaz.

Şahin Akademi olarak Bursa ve çevre iller başta olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanına yüksekte çalışma eğitimi hizmeti vermekteyiz. Bizlere iletişim adreslerimizden ulaşabilirsiniz.

Post by Kadir Şahin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir